Turizm sektörünün içinde bulunduğu darboğazı aşmak için kredi borçlarının yeniden yapılandırılması gerektiğini savunan Çevik Group Yönetim Kurulu Başkanı Halil İbrahim Çevik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bankalara yaptığı çağrıyla sektörün duygularına tercüman olduğunu söyledi.

 

Sezonunun kapanmasına az bir zaman kala uzun bayram tatilleri ile ayakta durmaya çalışan turizm sektörü, umutlarını 2017 yılına bıraktı. Rusya ile ilişkilerin yeniden başlaması, İran’ın Türkiye’ye yapılan uçuş iptallerini kaldırması ve hükümetten gelen destek açıklamaları gelecek açısından turizmcileri sevindirirken, Otelciler, öncelikle bankalara olan kredi borçlarının ötelenmesini istiyor.İKİ YIL ÖTELEME TURİZMCİYE CAN SUYU OLUR

Verilen destek ve yapılan yatırımlarla 30 yıl içinde 400 milyon dolardan 40 milyar dolara çıktığını turizm sektörünün tehlikeli bir virajda olduğunu belirten Charisma De Luxe Hotel’in sahibi ve Çevik Group Yönetim Kurulu Başkanı Halil İbrahim Çevik, ziyaretçi sayısının azalması ile işletmelerin kredilerini ödemekte zorlandığını hatırlatarak, turizmcilerin kredi borçlarının yeniden yapılandırılarak, en az 2 yıl süreyle ötelenmesi gerektiğini söyledi.

Turizm sektöründeki kredilerin 15-16 milyar dolar civarında olduğu belirten Çevik, “Sektörün can suyuna ihtiyacı var. Çünkü 2016 yılında kimse borcunu ödeyecek kadar kazanamadı. Rusya pazarının yeniden açılması 2017 yılı için bir umut. Ancak turizmcinin 2017’yi görebilmesi gerekir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye İhracatçılar Meclisi üyeleriyle yaptığı toplantıda reel sektörün bu sorununa parmak basarak, bankacıların da elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Biz de bu konuda bir hareket bekliyoruz. Çünkü bu sadece turizmcinin veya yatırımcının sorunu değil. Bankalar da kredilerini tahsil edemezlerse sıkıntı yaşayacak. Varlıkları bozulacak. Bugünkü şartlar da kredilerde 2 yıllık ödeme sektöre nefes aldırır” dedi.

ÇOCUKLARA “SEVGİ DAHİL” ÜCRETSİZ KONAKLAMA

Tatil yapmanın tüm insanların hakkı olduğunu belirten Çevik, ülkemizde bir kısım şanslı insanlar her yıl tatillerini o ya da bu şekilde yapabiliyor. Fakat halen deniz görmemiş, ayağını suya sokmamış çocuklarımız var. Bu yıl ilk olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Aydın İl Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz bir proje ile her hafta Çocuk Evleri’nde kalan 10 -15 çocuğumuzu eğitmenleri ile birlikte otelimizde ücretsiz olarak ağırlamaya başladık.

Bu çocuklar müşterilerimiz ile aynı imkanlardan faydalanarak hem tatil yapıyor, hem de düzenlediğimiz yüzme, dalgıçlık, İngilizce kursları gibi bir çok aktivitelerle de yeni bir şeyler öğreniyorlar. Bugüne kadar yaklaşık 100 çocuğumuz tatillerini burada geçirdi.

OTEL DOLU OLSA DA ÇOCUKLARIN YERİ HER ZAMAN HAZIR

Devletin bakımındaki çocuklarla başladıkları projeyi her yıl devam ettirme kararı aldıklarını kaydeden Halil İbrahim Çevik, “Artık bundan dönüş yok. Otel yüzde yüz dolu olsa bile ben bu çocukları bırakmayacağım. Kapasitenin belli bir bölümünü çocuklara ayıracağım, Aydın ve Nazilli de tatil yapmayan çocuk kalmasa, İzmir’den, Denizli’den, Manisa’dan çocukları getireceğiz. Bu projeden sadece devlet koruması altındaki çocuklar değil, şehit çocukları, gazi çocukları, kimsesiz çocukların da faydalanmasını istiyoruz. Ancak bizim hepsine yetmemiz mümkün değil. Bu projeye devletin de yönlendirmesi ile diğer turizm işletmelerinin de sahip çıkmasını, onların da destek vermesini istiyoruz. İnanıyorum ki bizi gören yüzlerce işletmemiz gönülden bu işe destek verecektir. Zaten bir kere o çocuklarla bir araya gelip, onların mutluluğunu görsünler, mutlaka devam ederler.”

ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENİ ARTTI

Proje paydaşlarından Aydın Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nün eğitmenlerinden Selçuk Sağlam da yaptığı değerlendirmede “Bize, Karizma Hotel’den böyle bir talep geldi.

Çocuklarımız belli gruplar halinde bir hafta süreyle her şey dahil sistemiyle otelde kalıyorlar. Diğer müşterilerden ayırt edilmiyorlar, hatta personel tarafından ayrı bir kayırma bile görüyoruz. Buraya gelen çocukların kendine güvenleri arttı.İngilizce derslerine karşı ilgileri arttı. Hayatında hiç denize girmeyen çocuklar yüzme öğrendiler. Meslekleri merak etmeye başladılar. En önemlisi toplumun bir parçası olduklarını daha iyi anladılar” diye konuştu.